9 Kasım 2015 Pazartesi

Önsöz

İki kadeh şarap,
Hafif Çakırkeyf.
Mutluluk.
Biraz caz,
Biraz aşinalık.
Vakit geç,
Yollar boş, tek başına
Bir yarım ben, bir de öbür yarım.
Biraz sabırsız biraz ürkek.
Kaçamak duygular.
Sanki gizli bir ilk buluşma.
Bir yarım bekleyen, öbür yarımı.
Utangaç bir sarılma.
Hayaller var ardında,
Yamaca yaslanmış bir ev.
Önünde ahşap teras.
Ve tünel meydanına bakan bir pencere.
Bekleyiş ve heyecan.
Ve sonra, adından bir şal.
Öbür yarımla tek başına, bir bütün.
Hızla akan ve yetmeyen zaman.
Boşvermişlik,
Tene değil yüreğe kazınan.
“Dum differtur vita transcurrit.”
İstiklal Caddesi kedileri.
Bir kitapçı birkaç kitap.
İki adımlık bir hayal.
Aynı uçak, aynı araba, aynı ev.
Büyük bir karar.
İki kadeh burgaz.
Yine İstanbul yine huzur.
Ve dönüş.
Gerçekleşen bir hayal.
Aynı uçak, Aynı araba.
Boş bir ev, dört beyaz.
Dokunuş bekleyen.
Biraz gri, biraz sarı.
Bırakılan bir fotoğraf
Bir yarım giden öbürü kalan.
Geçmek bilmeyen zaman.
Bir fotoğraf daha.
Yıllar öncesinden.
Bugüne delalet eden.
Cunda adasından,
Yirmiyedi numaralı harap bir ev.
Haklı korkular.
Geçen tam dokuz ay.
Sadece kısacık bir önsöz.
Kaygılar, kaygılar.
Deniz kıyısında birkaç saat,
Ayakları denize sarkmış bir ev
Yarım kalmış ya da yarıya dönmüş.
Bir kaç film,birkaç şarkı.
En güzel yaşanmışlıklar.
Ard arda üç nokta…
Ve bu satırlar.
Biraz Karmakarış,
Biraz kafiyesiz ve kifayetsiz…
Ve bir yarım umutlu, öbür yarım olacak.
Gereken sadece biraz daha zaman.