10 Ağustos 2015 Pazartesi

Güven

Bundan bir süre önce, bir sosyal deney çıktı karşıma. Parkta oynayan çocuklara, minik bir köpekle giden adam, çocukların sempatisini kazanıyor ve: “evimde bunlardan daha var, görmek ister misin?” diyerek, çocukların kendileriyle gelmelerini sağlıyordu. Oysa annelerin hepsi de öyle emindi ki çocukların tanımadıkları bir adamla gitmeyeceğine. Çok sarsıcı bir deneydi. Bir çocuğun zayıf noktasını bulup, güvenini kazanmak ne kadar da kolaydı. İnsanın kanı donuyor. Bir de annelerin kendilerine ve çocuklarına olan güveni, düşündürücü.
Bizler de yetişkinler olarak, çok farklı değiliz aslında. Sadece zayıflıklarımız değişiyor, bir de güvendiğimiz kişiler yabancılar olmuyor belki. Güvenip her şeyimizi açıyoruz birilerine, gerisi artık şans. Güvendiğimiz ya sağlam oluyor, ya da bir gün yıkılmış güven duygumuzun enkazı altında kalıyoruz. Hatta en kötüsü, birileri zayıflıklarımızı kullanıp bizi istediği yere sürükleyebiliyor biz hiç farkına varmadan. Sanırım en kötüsü de bunu fark ettiğimiz zaman oluyor. Çünkü farkına vardığımız zaman nerede olduğumuzu bilmiyor olabiliriz. Ama enkazdan bile çıktığımızda yerimizin farkındayızdır.
Aldığımız en büyük risk güvenmek belki ama risk almadan da bir yerlere varılamıyor. İşte bu yüzden güvenmeye devam etmek gerek. Çünkü insanın yaşama olan bağlılığı, hissettiği güven duygusuyla doğru orantılı. Hep güvenebileceğimiz birileri olmalı. Birisine güveninizi kaybetseniz bile, bu diğerlerini sabıkalı yapmamalı. Sadece kime güveneceğini iyi seçmeli insan. Ama güven, tamamen başkasına yaslanmak da olmamalı. Geleceğe güvenmek lazım, kendimize de.
Düşersek, biri elimizi bıraktı diye düşmemeliyiz. Kalkarken, kendi kendimize kalkabilmeli ama daha hızlı kalkmak gerekirse de tutunacak bir el de bulabilmeliyiz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder