10 Ağustos 2015 Pazartesi

Kime göre mutluluk

Her anne baba çocuğunun iyiliğini ister. Bu konuda hemfikirim; fakat iyi kime göre, neye göre iyi? Esas mesele de tam burada başlıyor.
Ebeveynlerin çocukları için iyi bir eğitim, iyi bir iş, iyi bir aile gibi hayalleri var. Daha ilkokul çağında başlayan baskı sürecinin temel nedeni de budur. Günümüzde eğitim sistemi dediğimiz kıyma makinesi bir sürü farklı karakterdeki küçük insanı, içinden geçirip homojen yapıda tek tip bireyler çıkarıyor. Aradan biraz daha şanslı olanlar bir şekilde kurtulmayı başarsa da, çoğunlukla ortaya aşağı yukarı benzer yapıda bireyler çıkıyor. Aradan kurtulanlar ise haklı(!) çoğunluk tarafından anormal görülüyor. Aslında en azından son elli yıldır devam eden bu yapı, ebeveynleri de içinden geçirdiği için kimse normalleştirilen, değerlerin sorgulanmadan devam etmesini sağlıyor. Sonra da bunun adı toplum baskısı veya mahalle baskısı oluyor.
Aileler o kadar hadlerini aşıyor ki, bir insan için belki de hayatının en önemli seçimi olan mesleğini seçeceği üniversite döneminde bile, tavsiye veya fikir vermenin çok ötesine geçip, baskıyla seçim yapmalarını sağlıyorlar. “Bak ressam olursan sürünürsün sen en iyisi biyolog ol o işte güzel para var”. Sonra ne mi oluyor? Durum ortada zaten birçoğu zaten tam anlamıyla mesleğini yapamayan, yaptığı işten, mutsuz bireyler. Halbuki, iyi meslek, iyi yapılan meslektir. Bunun da en önemli koşulu, mesleği sevmektir. Başarı zaten gelir. Tabi başarıyı çok para kazanmak olarak değerlendirirsek o ayrı.
Daha ilk aşk heyecanı yaşayan çocuklarına, bu kız/oğlan sana göre değil diyorlar. Kaldı ki halen bugün bile birçok kızın, erkek arkadaş edinmesi bile hoş karşılanmıyor. Hele bir de çocuk eşcinselse vay haline. Evlenmez, neden evlenmez? Eş adayı onaylanırsa evlenir, niye çocuk yapmaz? Evin tertibine düzenine, karışılır. Çünkü iyi bir kız, evini temizler tertipler, eşinin giyeceklerini ütüler ve yemek pişirir. Peki ya bunları yapmayı istemiyorsa? Herhangi bir nedenden ayrılmak ister, kıyamet kopar. Yoksa normal olan, insanların ömür boyu rol yapıp mutlu bir ailesi varmış gibi davranmaları.
Bunlara benzer yüzlerce örnek sayabilirim. Birçoğu basit şeyler; fakat basit şeyler bir araya gelip zoru oluşturuyor. Kırk yaşındaki çocuğunun üşümesine, giyinmesine, yemesine, inmesine karışan o kadar anne var ki toplumda. Hepsinin de sebebi aynı: “Ben çocuğumun iyiliğini istiyorum”. Eskiden çocuğun olunca anlarsın derlerdi. Şimdi beş yaşında bir kızım var, halen anlamıyorum. Sanırım benim bir algı sorunum var. Ama ne olursa olsun, mantığım bunları reddediyor. Çünkü bunların temelinde yatan gerçek nedenin, bencillik olduğunu düşünüyorum. Bilinçli bir bencillik olmasa da…
Anne babanın, istediği gibi davranan çocuklar, onları mutlu ediyor ama aksi davranıp kendi istediğini yapanlar, onlar için hayal kırıklığı. Tabi ki benim de kızım için hayallerim var, ama benim hayallerim onun kendi kararlarını, verebilen, her şeyi sorgulayan ve özgüveni yüksek bir birey olması. Çünkü mutlu olabilmesinin en temel şartları bunlar bana göre. Gerisi fasa fiso. Fikrimi söyler geçerim. Üzülecekse kendi kararı yüzünden üzülür, ben de beraber üzülürüm ama asla ben seni uyarmıştım demem. Mutlu olursa ben de beraber olurum, katkım da olduysa daha da mutlu olurum. Çünkü bildiğim tek şey her nesil kendinden öncekinden daha ileride ve daha iyi düşünür. Bir önceki nesilden tek eksiği tecrübedir ve iyi yetişmiş bir birey bu tecrübeden faydalanmayı da bilir.
Not: kimseye bir gönderme yoktur, Kendine pay çıkarmak isteyen çıkarabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder