23 Ağustos 2015 Pazar

Ölüm


Fark ettim ki mutsuz olduğum zamanlarda korkutuyor beni ölüm. Mutlu olduğum zamanlarda düşündüğüm zaman hiç umurumda olmuyor. İşte bu yüzden bana öyle geliyor ki yaşamın amacı sadece mutlu olmak. Ne kadar mutlu olursak, amaca o kadar yakın oluruz.
Ölüm öyle bir şey ki ne zaman geleceğini bilemiyoruz. Yarını görebileceğimizin garantisi yok mesela. Aslında mutluysak eğer, ne kadar yaşadığımızın bir önemi de yok. Çünkü kontrol edemeyeceğimiz tek şey o ve öldüğümüz zaman, öldüğümüzün farkında olmayacağız. Bilinç yok, his yok, duygular yok, bir farkındalık şansımız yok. İşte bu yüzden halen hayattayken ve bir şeyleri kontrol edebilecekken, bu şans elimizde varken yakalamak gerek bir şekilde. Belki işe, yapmaktan mutsuz olduğumuz şeyleri, yapmaktan vazgeçerek başlanabilir veya bize mutluluk vermeyen insanları hayatımızdan uzaklaştırarak. Kim olursa olsun. İstisnasız. Eğer insan mutlu olmayı başarabilirse, eminim ölüm bile güzel gelir.
Bugün çok ağır bir Pazar. Zaten geride kalanlar için hep öyle olur. Bugün Osman Başman’ı uğurlarken ben bunları düşündüm. İnsanın iyiliğine bakmıyor ölüm. Bedduayla da gelmiyor. Ona beddua edecek bir kişi bile olduğunu düşünmüyorum; ama ölüm için çok erken denebilecek bir yaşta geldi işte. Sanırım onun son zamanlardaki en büyük mutluluğu da yeğenleri Zara ve Salih’ti. Eminim onun güzelliği, onlara bıraktığı en güzel miras oldu.
Bir kez daha güle güle güzel insan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder